First slide
Second slide
Third slide

Ele Enjektör İğnesi Batması Durumunda Riskler Nedir? Ne Yapılmalıdır?

Başta sağlık çalışanları olmak üzere ele kullanılmış enjektör iğnesi batması riskli bir durumdur.
Bu durum başta sağlık çalışanları olmak üzere farklı meslek grubundan kişilerin sağlığını kanla bulaşan enfeksiyona yakalanma riski olarak tehdit eder.

Ele Enjektör İğnesi Batması Durumunda Riskler ve Önlemler Nedir? Neler Yapılabilir? 
 
Hastalar için kullanılan enjektör iğnelerinin kazayla sağlık çalışanları ve çeşitli riskli meslek gruplarındaki çalışanlar veya hasta yakınlarının eline veya vücuduna batması riskli bir durumdur.
Başta Hepatit ve HIV enfeksiyonu olmak üzere çeşitli bulaşıcı enfeksiyonlar yönünden iğne batmasına maruz kalan kişileri tehdit eden bir yaralanma türüdür.
Bu yaralanmanın riskleri ve maruz kalan kişiye ne tür önlemler alınması gerektiği konusunda yapılması gerekenleri maddeler hakkında birlikte inceleyelim:

1.Ele kullanılmış iğne batması sonrası hangi enfeksiyonlar bulaşabilir?

Hepatit B, Hepatit C ve AİDS ile sonlanabilen HIV enfeksiyonları  böyle bir durumda kişiye bulaşabilir.

2.Ele iğne batması durumunda  bu enfeksiyonların yaklaşık bulaşma riskleri nedir?

Bilimsel çalışmalar sonrası ele iğne batması sonrası söz konusu 3 enfeksiyonun da bulaşma olasılıklarının birbirinden farklı olduğu belirlenmiştir.
Bulaşma olasılığı yüksek olandan düşük olana bir sıralama yaparsak;

Hepatit B enfeksiyonunun bulaşma oranı  % 30'a kadar varan oranlardadır.
Hepatit C  enfeksiyonunun bulaşma oranı  % 1.8 ile % 10 arasındadır.
HIV  enfeksiyonunun bulaşma oranı  ise % 0,3'tür.

3.Bu tür iğne batmalarına karşı önceden alınabilecek tıbbi önlemler ne olabilir?

Her 3 enfeksiyon arasında sadece Hepatit B'ye karşı henüz aşı geliştirilmiştir.Toplumda da en çok Hepatit B bulaştırıcılığının söz konusu olduğu bilindiğinden ve en fazla bulaşma oranı da bu enfeksiyon için olduğundan Hepatit B aşısı olmak en pratik çözümdür.
Ancak Hepatit C ve HIV virüsüne karşı önceden alınacak tıbbi bir önlem yoktur.
Eldiven kullanımı iğne batmasını önleyen bir önlem değildir.Ancak bazı çalışmalarda eldiven kullanımının meydana gelecek kanamayı göreceli olarak azaltması nedeniyle bulaş oranını düşürebileceği konusunda bilgiler bulunmaktadır.
Çift eldiven kullanmak  da bu tür riskler için kesinlikle bir çözüm olmasa da riski göreceli olarak azaltmak adına bir önlem olabilir.

4.Ele iğne batması durumunda iğne batan kişiye ilk olarak yapılması gereken müdahaleler nelerdir?

İğne batan, kanayan ve zedelenen cilt bölgesi derhal sabun ve su ile yıkanmalıdır.
Su ve sabunun bulunmadığı veya yeterli olmadığı durumlarda ise antiseptik solüsyonlar kullanılabilir.
İğne batan bölge; sıkma, emme, kanatmaya çalışma gibi yöntemlerle travmatize etmekten kaçınmalıdır.    

5.Ele iğne batması durumunda nasıl bir yol izlenebilir?

Öncelikle ele batan iğnenin kullanıldığı kişiyi saptamak mümkünse bu kişiye ait son kan tahlillerinin incelenmesi gereklidir.
Bu kişiye ait HBS AG, Anti HBS, Anti HCV ve Anti HIV testlerinin sonuçlarının bilinmesi önemlidir.
İğnenin kullanıldığı kişide HBS AG, Anti HCV ve Anti HIV testleri negatif  ve Anti HBS pozitif ise korkulacak bir durum yoktur.
Ancak  HBS AG, Anti HCV ve Anti HIV testlerinden birinin ya da birden fazlasının söz konusu kişide pozitif olması durumunda derhal maruziyete uğrayan kişi uyarılmalı ve tıbbi müdahale ve tahlil için bir sağlık kuruluşuna sevk edilmelidir.
Her durumda iğnenin battığı kişiye HBS AG, Anti HCV, Anti HBS ve Anti HIV testleri yaptırılmalıdır.

6.Karşı tarafın (iğneyi kullanan veya kullanıldıpı kişinin) HBS AG Testinin pozitif çıkması durumunda ne yapılmalıdır?

Bu durumda iğne batmasına maruz kalan kişinin Anti HBS testinin sonucu önem kazanır.
Anti HBS testi pozitif ve titresi 10 U/litreden fazla ise koruyuculuğu olduğu kabul edilir ve herhangi bir müdahaleye gerek kalmaz.
Aksi durumda ise koruyucu tedbirler alınması gerekecektir.
Bu durumda iğnenin battığı kişi tercihen bir enfeksiyon hastalıkları kliniğine başvurmalıdır.
Maruziyete uğrayan kişiye, koruyucu olarak tercihen ilk 48 saatte olmak üzere en geç 1 haftaya kadar Hepatit B Enfeksiyonuna karşı Hiperimmünglobulin ve eş zamanlı olarak da Hepatit B aşısı uygulanmalıdır.
Aşı  3 doz (0,1 ve 6 aylar)  veya 4 doz (0,1,2 ve 12. aylar yapılabilir) 

7. Karşı tarafın( iğneyi kullanan kişinin) Ant HCV Testinin pozitif çıkması durumunda ne yapılmalıdır? 

Bu  durumda  koruyucu olarak yapılacak bir şey yoktur.
Maruziyete uğrayan kişinin hastalığa yakalanıp yakalanmadığının beklenmesi  gerekir.
İğne batması sonrası iğnenin battığı kişide 3. haftada HCV RNA testi bakılır.
HCV RNA testi pozitif ise, iğne batması sonrası kişinin enfeksiyona yakalandığı yönünde bilgiye ulaşılır.
Enfeksiyon hastalıkları uzmanın kontrolünde kişiye gerek görülürse ilave testler istenir ve interferon tedavisine başlanır.

8. Karşı tarafın (iğneyi kullanan kişinin) Ant HIV Testinin pozitif çıkması durumunda ne yapılmalıdır? 

Böyle bir durumda maruziyete uğrayan kişi derhal enfeksiyon hastalıkları uzmanına sevk edilmelidir.
Kişiye mümkün olan en kısa sürede, en geç 3 gün içinde  Retroviral  profilaksi yapılmalıdır.
Profilaksinin uygulanma süresi önem arz etmektedir.
3.gün ve sonrasında yapılan profilaksinin çok faydalı olmadığı konusunda görüş birliği vardır.

9.Karşı  tarafın( iğneyi kullanan kişinin)  kim olduğu bilinmiyorsa ne yapılmalıdır?

Bu  durumda öncelikle maruziyete  uğrayan kişiye Anti HBS, Anti HCV, Anti HIV ve Anti HBS testlerinin yapılması önerilir.
Eğer Anti HBS testi negatif , HBS AG testi negatif ise kişiye derhal Hepatit B aşısı yapılmalıdır.Eş zamanlı olarak enfeksiyon hastalıkları bölümüne sevk edilmelidir.
Bu bölümde herhangi bir bulaş olup olmadığının anlaşılması için 3 hafta ile 3 ay arasında Hepatit B, Hepatit C ve HIV enfeksiyonu araştırılması yönünden belirli testler istenecek ve kişi serolojik ve klinik yönden takibe alınacaktır.


Tahlillerinizi Biruni Laboratuvarlarında yaptırabilirsiniz.

H
İLGİLİ İÇERİK

El-Ayak-Ağız Hastalığı Nedir? Belirtileri ve Tedavisi Nasıldır?

El-Ayak-Ağız Hastalığı virüslerden kaynaklanan bir hastalıktır.
Enterovirüs ailesinin neden olduğu bir hastalıktır. Bu aileye mensup olan  Coxsackie virus A16 en sık görülen etkendir.Ancak  diğer enterovirüsler de hastalığa yol açabilir.

Özellikle 10 yaş altı çocuklarda nadiren de erişkinlerde gözlenebilir. Bağışıklık sistemi zayıf olan kişilerde daha sık görülmektedir.
Yaz ve sonbahar mevsiminde daha sık görülür.
El-Ayak-Ağız hastalığı denmesinin sebebi ise hastalığa bağlı bulgu ve döküntülerin en çok bu bölgelerde olması sebebiyledir.
Nadiren de olsa aseptik menenjit ve ansefalit gibi ciddi ve beyni ilgilendiren enfeksiyonlara yol açabilmesi hastalığın önemini arttırmaktadır.
 

El-Ayak-Ağız Hastalığı belirtileri nelerdir?

1.Ciltte döküntüler. Elde, ayak, bilekler, kasık, kalça ve dizde görülebilir.
Genital bölgelerde de izlenebilir.Bu döküntüler öncelikle küçük kırmızı lezyonlar halindedir. El ve ayaklarda kırmızı renkte görünüme yol açar. Zamanla döküntüler içi su dolu kabarcıklara dönüşür
Bu döküntüler suçiçeği döküntülerini andırır. Ancak suçiçeği döküntülerinden daha küçük olması ayırıcı tanıda önemlidir.
Döküntüler ağrılı olabilir ve kaşıntıya yol açabilir.
2.Yüksek ateş
3.Ateş başladıktan sonra ağızda aft, bademciklerde kızarıklık şişme ve boğaz ağrısı gibi ağız tutulumu olur. Yutkunma ağrılı olabilir. Özellikle bebeklerde yutmada zorluğa bağlı olarak beslenme bozukluğu ve yeterli sıvı alamama gibi sorunlar oluşabilir.
4.Halsizlik, iştahsızlık
5.Kulak ağrısı

El-Ayak-Ağız Hastalığı nasıl bulaşır?

Hastalık birçok virüs hastalığı gibi solunum yolu, tükürük, dışkı ve yakın temasla bulaşabilir. İnsandan insana bulaşabilmektedir.
Hastalığa yol açan virüsler  üst solunum yolunda burun, boğaz ve dışkıda bulunabilir. En çok bulaşıcılık hastalığın ilk 7 gününde görülmektedir. Hastalığa yakalanan kişi belirtiler geçtikten sonra dahi bir süre taşıyıcı olabilir.

El-Ayak-Ağız Hastalığı tanısı nasıl koyulur?

Klinik bulguların değerlendirilmesi tanıda çok önemlidir. Ancak tanıda bazı mikrobiyolojik laboratuvar testleri tanıda son derece değerlidir.
Virüsün bulunabileceği burun ve boğaz sürüntüsü, gaita örneği ve vücut sıvılarından alınan örnekler polimeraz zincir reaksiyonu (PCR) testi ile değerlendirilebilir.
Ayrıca enterovirüslere  karşı oluşan antikorlar da mikrobiyolojik yöntemlerle incelenebilir.

El-Ayak-Ağız Hastalığından nasıl korunulur?

Günümüzde hastalıktan korunmak için henüz bir aşı yoktur. Bir çok virüs enfeksiyonunda olduğu gibi ellerin yıkanmasına özen göstermek önemli bir koruyucu önlemdir. Hasta bebeklerin bezleri değiştirildikten sonra eller uygun şekilde sabunla yıkanmalıdır. Kirli eller ağız ve burunla temas edilmemelidir.
Hasta çocukların kullandığı malzemelerin dezenfeksiyonu yapılmalıdır.
Hasta kişilerle yakın temastan ve öpmekten kaçınılmalıdır.

El-Ayak-Ağız Hastalığı tedavisi nasıldır?

Hastalığın spesifik bir tedavisi yoktur.Hastaların belirti ve şikayetleri ile klinik tablosu değerlendirilerek buna yönelik bir tedavi planlanır.
Yüksek ateşe karşı ateş düşürücü ilaçlar tercih edilir. Ciltteki döküntüler için çeşitli krem ve losyonlar doktorlarca reçete edilebilir.
Ağız yaraları için hastanın yaş grubu da göz önüne alınarak çeşitli solüsyon, sprey veya gargaralar kullanılabilir.
Döküntüsü olanların güneşe çıkmaları uygun değildir.
Bu hastalarda ağızdan beslenme zor olabilir. Bu durumda katı gıdalar yerine bol sıvı, püre, süt, yoğurt, muhallebi gibi gıdalar uygun seçenekler arasında olabilir.


Tahlillerinizi Biruni Laboratuvarlarında yaptırabilirsiniz.


Kimyasal Maddelerin İnsan Sağlığına Zararları ve Korunma Yolları

İş hayatında üretim ve teknik hizmetler başta olmak üzere bir çok alanda çalışanlar, çalışma ortamlarında kimyasal maddelere maruz kalabilmektedir.

Ülkemizde çalışanların önemli bir bölümü maruz kalabilecekleri kimyasal maddelerin sağlıklarına vereceği zarar ve alınacak önlemler  konusunda ne yazık ki yeterli bilgiye sahip değildir.

Kimyasal maddelerin, çalışanlar ve/veya bu maddelere maruz kalan kişiler üzerindeki etkileri  geçici rahatsızlıktan kalıcı hatta ölümcül zararlara kadar geniş bir yelpazede değerlendirilmelidir.

Ortaya çıkabilecek ve insan sağlığını tehdit eden zararlar kimyasalın cinsi, insan vücudu, göz, ve deriye ne kadar alındığı veya ne kadar solunduğu gibi kriterler ile maddenin ne kadar toksik olduğu gibi özelliklerle ilintilidir .

Kimyasal maddelerin özellikleri ve içerikleri farklı olabilir.Bazıları birden çok özelliği aynı anda barındırabilir.

Kimyasal maddelerin temel özelikleri nelerdir?

Kimyasal maddeler patlayıcı, alevlenebilir,  toksik, aşındırıcı, tahriş edici özelliklere sahip olabilir.
Aynı zamanda alerjen, kanserojen, mutajen (genetik yapıda hasar oluşturabilme), üreme için toksik ve çevre için tehlikeli özellikler de içerebilir.

Kimyasal maddelerin özellikleri, insan sağlığına ve çevreye verebileceği potansiyel zararlar, korunma yolları ve hangi iş güvenliği malzemelerinin korunmada etkin olabileceği ve olası maruz kalmada ilk yardımda yapılması gerekenler gibi bilgilerin yer aldığı Malzeme Güvenlik Bilgi Formları (MSDS) geliştirilmiştir.
Bu MSDS' leri kullandığımız ilaçların kutularından çıkan ilaç prospektüslerine benzetebiliriz.
İlaç kutusundan çıkan prospektüste ilaca dair genel bilgiler, olası yan etkileri, hangi durumlarda kullanılmaması gerektiği gibi çeşitli uyarılar varsa kimyasal maddelerin  MSDS' lerinde de benzer uyarılar bulunmaktadır.

MSDS’de olması gereken temel bilgiler nelerdir?

Kimyasalın adı ve üreticinin adresi
Kimyasalın içeriği ve özellikleri
Maruziyet durumunda ilk yardım tedbirleri
Kaza sonucu yayılmalarda yapılması gerekenler
Kimyasalın kullanma ve depolama rehberi
Kimyasalın insan vücuduna girme yolları ve olası zararları 

Kimyasal Maddelerin İnsan Vücuduna ve Sağlığına Olası Zararları Nelerdir?

Cilt tahrişi yapabilir. Alerjik cilt reaksiyonlarına sebep olabilir.
Ciltte kuruluk ve çatlama yapabilir.
Ciddi göz tahrişi yapabilir.
Baş dönmesi ve uyuşukluk yapabilir.
Solunum yolu tahrişine yol açabilir.
Buharı grip tarzı belirtilere yol açabilir.
Kalıcı maruziyetlerde ise akciğerlerde hasara sebep olabilir.
Öksürme, nefes darlığı ve göğüs kafesinde sıkışma yapabilir.
Kimyasal maddeler yutulduğu takdirde zararlıdır. Ağız, boğaz ve midede tahrişe  yol açar.
Yutulduğunda akciğer ve sindirim sistemini tahriş eder.Bulantı, kusma, ishal  ve karın ağrısı yapar.
Bazı kimyasal maddeler içerikleri nedeniyle kansere neden olabilir.
Genetik bozukluklara yol açabilir, genetik yapıyı zedeleyebilir.
Üreme fonksiyonları yönünden toksik madde içeren kimyasal maddeler de bulunmaktadır.
Kimyasal maddeler doğurganlık sürecine  ve anne karnındaki bebeğe zarar verebilir.
Böbrek, karaciğer gibi organlar  ve merkezi sinir sistemine de zarar verebilirler. 

Kimyasal Maddelerden Korunmak İçin Ne Yapılmalıdır? 

Bu konuda en temel yaklaşım iş yerinde iş güvenliği uzmanı, iş yeri hekimi, işveren yetkilisi, işçi temsilcisi ve işverenin atayacağı yetkin kişilerce yapılan risk değerlendirilmesi sonrası kimyasal maddelerin risklerine göre koruyucu ekipmanların tedarik edilmesidir.
Gerekli koruyucu tedbirlerin planlanmasıdır.
Çalışanlara mutlak suretle kullandıkları kimyasalların potansiyel tehdidi, korunma önlemleri ve koruyucu ekipmanların kullanımına dair eğitimler verilmelidir. 

Kimyasal Maddelerin Risklerinden Korunmak İçin Pratik Önlemler Nelerdir?

Bulaş olmuş giysiler temizlenmeden kullanılmamalıdır.
Kirlenmiş ve ıslanmış  giysiler hemen çıkarılmalıdır
Çalışma sonrası el, kol ve yüz yıkanmalıdır.
Göz duşlarının çalışma ortamında olduğundan emin olunmalıdır.
Uzun süre ve tekrarlayan cilt temasından kaçınılmalıdır.
Kimyasalı ve varsa buharını solumaktan kaçınmalıdır.
Kimyasal maddeler  yere döküldüğünde asla koklanmamalı ve ağza alınmamalıdır. Kimyasallar mümkünse İyi havalandırılan yerlerde kullanılmalıdır.
Kimyasalı kullanırken göz, cilt ve iş elbiseleriyle temas edilmemelidir.
Kimyasal maddeler patlama ve alevlenme riskine karşı sıcak yüzeylerden ve yüksek ısıdan uzak tutulmalıdır.
Kimyasallarla çalışırken sigara içilmemelidir.

Kimyasal Maddelere Maruziyetten Korunmak İçin Hangi Koruyucu Malzemeler Kullanılmalıdır?

Kimyasal  maddelerle çalışanlara yaptıkları işin niteliği ve kullandıkları kimyasalın özelliği ile sağlığa zararları göz önünde bulundurularak koruyucu ekipman verilmelidir.


Kullanılabilecek koruyucu ekipmanlar aşağıda belirtilmiştir:

Kimyasallara karşı koruyucu eldiven (Latex eldivenler kimyasallara karşı koruyucu değildir)
Filtre içeren solunum maskeleri (sertifikalı olanlar tercih edilmelidir)
Tam korumalı kimyasal gözlük (özellikle sıvıların sıçramasını önleyen)
Kimyasallara karşı koruyucu giysiler, gerek olursa ısıya da dayanıklı olmalıdır.
Kimyasallara etkili göz duşları bulundurulmalıdır.

Kimyasallarla Maruziyet Durumunda İlk Yardım Nasıl Olmalıdır? 

Kimyasallardan etkilenme  durumlarında yapılacak ilk yardımla ilgili bilgiler MSDS formunda mevcuttur.
Öncelikle buna göre bir ilk yardım yapılmalıdır. 

Genel İlk Yardım Prosedürleri aşağıda belirtilmiştir: 

Bilinci yerinde olmayan kişilere ağızdan herhangi bir madde verilmelidir.
Madde veya buharı solunduğunda kişi temiz havaya çıkartılmalı ve hasta sıcak tutulmalıdır.
Kişi kıpırdatılmamalı ve  dinlendirilmelidir.
Bilinç kapalıysa kişiye koma pozisyonu verilir.
Cilt temasında bol su ve sabun ile etkilenen bölgeyi en az 15 dakika su ve sabun ile yıkanmalıdır.
Cilt temasında ilgili alan su ve sabunla yıkanmalı bulaş olmuş giysiler çıkarılmadır.
Göz temasında varsa kontakt lensler de çıkarılıp göz su ile en az (15 dk) veya göz duşuyla yıkanmalıdır.
Kirlenmiş giysileri en kısa sürede  bertaraf edilmelidir.
Kimyasal madde yutulduğunda ağız su ile yıkanmalı ve çalkalanmalıdır.
Kişi kusturulmamalı ve tıbbi yardım almalıdır.
Özellikle gözün kimyasalla teması sonrası göz duşu veya gözün yıkanması yapılsa bile kişinin tedbir amaçlı da olsa göz doktoruna sevk edilmesi önerilmektedir.

Maruziyet sonrası herhangi bir belirti görülür veya şüphe duyulursa mutlak suretle doktora başvurulmalıdır.



Tahlillerinizi Biruni Laboratuvarlarında yaptırabilirsiniz.


H
SPONSOR BAĞLANTILAR



Q
TAHLİL MERKEZLERİ
Öne çıkan tahil merkezleri için tıklayın.

B
KONU İLE İLGİLİ YORUMDA BULUN
Hey! Bu konu hakkında yorumda bulunmak veya Tahlil.com'a soru sormak için hemen üye ol veya giriş yap
W
YORUMLAR
21 saat önce
G
china34

Ben 23 yasindayim aktif bir cinsel hayatim var, cinsen iliski sonrasi,, idrar test sonuclari ;
BIL (-)
URO (+)
KET (-)
ASC (-)
GLU (-)
PRO (-)
BLD (++)
PH (7) 5.0-8.0
NIT (-)
LEU (+)
SG 1.010 1.003-1.030

Tahlil.com

İdrarda rbc yani bld  olması eritrosit yani kanama olduğunu gösterir. Doktorunuz bu tahlil bulgusunu, muayene bilgileri ve ilave tahliller ile birlikte değerlendirerek gerekli kararı vermelidir.
Tercihen ultrason, radyolojik bazı tahliller, idrar kültürü gibi ilave tanı yöntemlerine ihtiyaç olabilir.

3 gün önce
G
ordutv43

Kız arkadaşım hepatit b taşıyıcısı 3 soru sormak istiyorum.

1) tasıyıcılık donemı hastalıga dönüşür mü? 

 2) aşı olunması takdırde bulaşma ıhtımalı nedir? 

 3)tükürük yoluyla bulaşma oranı nedir?

Tahlil.com

Herhangi bir tahlil sonucu sormamışsınız.Ancak merak ettiğiniz konularla ilgili olarak sitemizde bir çok yazı yayınladık ve soru cevapladık.
Dilerseniz merak ettiğiniz konulara dair sitemizdeki yazılarımızdan yararlanabilirsiniz.

Tahlil.com'un arama motorunu kullanarak site içinde dilediğiniz konuyu araştırmak için tıklayınız....

3 gün önce
G
FFserpil

Birkaç gündür şiddetli baş agrısıyla gittigim hastanede , kan testimde bazı degerlerin normalin çok çok üzerinde oldugunu söyledi. 
CRP_1 Hıgh 7,3 mg/dl 0 -0,5
PLT Low 109 K/mm3 130-400
PCT low 0,096 % 0,2-0,5
Sedimentasyon hıgh. 43 mm/h 0-2

TahlilCom
CRP değeriniz yükselmiş, başağrısı da varsamuayene sonucuna göre karar verilmelidir, sinüzit, vb.. olabilir..
5 gün önce
G
eda81

29 yaşındayım. regl düzensizliği için yapıldı testler.Konuyla ilgli yardımcı olursanız sevinirim.
luteinizan hormon (lh) - 9,59
progesteron - 0,819
testesteron,serbest-3,40
dhea-s - 376,4
kortizol-16,48
estradiol(e2) - 28,50
folikül stimülan hormon-5,51
prolaktin-16,22

Dr.Mustafa Cesur
Adetin hangi döneminde yaptığınızı bildirmemişsiniz ama sonuçlar normal gibi görülüyor, endokrinoloji ve kadın doğumun birlikte değerlendirmesini öneririm.
5 gün önce
G
Akın Kızgın

31 yaşındayım tahlil sonuçlarım:

WBC: 11.4
NE#: 7.1
RBC: 5.09
HGB: 15.7
HCT: 46.5
 
 doktorum 4-5 ayda bir kan ver diye söyledi

Doktor
Sonuçlarınız normal...
3 hafta önce
G
mediney065

Merhaba ben iki aydır regl olamıyorum tahlil yaptırdım ama bi tedavi uygulamadılar abc 7.50 lym 25 50 gra 68 80 hct 37 .mcv. 79 rdva 30 plta 239.bunun gibi bir-çok test var ama ne anlama geldi anlamadım bir tedavi vermediler ve hala regl ola.iyotum buda bana sitser yaptı ne yapabilirim bana yardım ede bilirmisiniz

Tahlil.com
Bu test sonuçları regl gecikmesi hakkında fazla bir fikir vermez.
Bunun araştırılması için bazı hormon tahlillerine de gerek olacaktır.
Bir kadın doğum doktoruna başvurmanızı öneriyoruz.
3 hafta önce
G
hira_kku

8ay önce şiddetli sağ gögüs kafesimin altında şidetli ağrı nedeniyle acile gittim BT istendi sonucunda da karaciğerde hemanjiyom oldugu söylendi bu süreç içerisinde CRP:90 Ve Sedmantasyon:50 idi taş düşürdüğüm vs söylendi ..şimdi aynı ağrılar nedeniyle doktora gittim crp 25 sedim normal nedeni nedir?

Tahlil.com

Sedimantasyon testi ile birlikte CRP testinin yüksek çıktığı durumlarda ilk olarak akla enfeksiyon ihtimali gelir.

Her 2 testin de yüksekliği hangi durumlarda olabilir konusunda aşağıdaki bağlantılarımızda detaylı bilgi bulabilirsiniz...


3 hafta önce
G
ruyaruyaaam

anoreksiya nevroza hastasıyım suan 45 kilodayım boyum 1.65 ve yaşım 20. Bazı tahliller yapıldı 4 aydır tedavi görüyorum ama tahlillerimde bi sorun var mı bilmiyorum.
RBC: 3.66, RGB: 11.8, HCT: 35.2, MCV:96.1, MCH:32.2, folat:2.8 total kolestrol: 207 potasyum: 4.9 demir:50 

Tahlil-com
3 hafta önce
G
remziye

6 haftalık hamilryim toxoplazma ıgm 53 çıktı sizce nasıl?

admin
Toxoplasma testinin ,raporunuzda yer alan referans değerlerini gönderirseniz,yardımcı olabiliriz.

H
SPONSOR BAĞLANTILAR



H
SPONSOR BAĞLANTILAR



H
İLGİLİ MAKALELER