First slide
Second slide
Third slide

Ele Enjektör İğnesi Batması Durumunda Riskler Nedir? Ne Yapılmalıdır?

Başta sağlık çalışanları olmak üzere ele kullanılmış enjektör iğnesi batması riskli bir durumdur.
Bu durum başta sağlık çalışanları olmak üzere farklı meslek grubundan kişilerin sağlığını kanla bulaşan enfeksiyona yakalanma riski olarak tehdit eder.

Ele Enjektör İğnesi Batması Durumunda Riskler ve Önlemler Nedir? Neler Yapılabilir? 
 
Hastalar için kullanılan enjektör iğnelerinin kazayla sağlık çalışanları ve çeşitli riskli meslek gruplarındaki çalışanlar veya hasta yakınlarının eline veya vücuduna batması riskli bir durumdur.
Başta Hepatit ve HIV enfeksiyonu olmak üzere çeşitli bulaşıcı enfeksiyonlar yönünden iğne batmasına maruz kalan kişileri tehdit eden bir yaralanma türüdür.
Bu yaralanmanın riskleri ve maruz kalan kişiye ne tür önlemler alınması gerektiği konusunda yapılması gerekenleri maddeler hakkında birlikte inceleyelim:

1.Ele kullanılmış iğne batması sonrası hangi enfeksiyonlar bulaşabilir?

Hepatit B, Hepatit C ve AİDS ile sonlanabilen HIV enfeksiyonları  böyle bir durumda kişiye bulaşabilir.

2.Ele iğne batması durumunda  bu enfeksiyonların yaklaşık bulaşma riskleri nedir?

Bilimsel çalışmalar sonrası ele iğne batması sonrası söz konusu 3 enfeksiyonun da bulaşma olasılıklarının birbirinden farklı olduğu belirlenmiştir.
Bulaşma olasılığı yüksek olandan düşük olana bir sıralama yaparsak;

Hepatit B enfeksiyonunun bulaşma oranı  % 30'a kadar varan oranlardadır.
Hepatit C  enfeksiyonunun bulaşma oranı  % 1.8 ile % 10 arasındadır.
HIV  enfeksiyonunun bulaşma oranı  ise % 0,3'tür.

3.Bu tür iğne batmalarına karşı önceden alınabilecek tıbbi önlemler ne olabilir?

Her 3 enfeksiyon arasında sadece Hepatit B'ye karşı henüz aşı geliştirilmiştir.Toplumda da en çok Hepatit B bulaştırıcılığının söz konusu olduğu bilindiğinden ve en fazla bulaşma oranı da bu enfeksiyon için olduğundan Hepatit B aşısı olmak en pratik çözümdür.
Ancak Hepatit C ve HIV virüsüne karşı önceden alınacak tıbbi bir önlem yoktur.
Eldiven kullanımı iğne batmasını önleyen bir önlem değildir.Ancak bazı çalışmalarda eldiven kullanımının meydana gelecek kanamayı göreceli olarak azaltması nedeniyle bulaş oranını düşürebileceği konusunda bilgiler bulunmaktadır.
Çift eldiven kullanmak  da bu tür riskler için kesinlikle bir çözüm olmasa da riski göreceli olarak azaltmak adına bir önlem olabilir.

4.Ele iğne batması durumunda iğne batan kişiye ilk olarak yapılması gereken müdahaleler nelerdir?

İğne batan, kanayan ve zedelenen cilt bölgesi derhal sabun ve su ile yıkanmalıdır.
Su ve sabunun bulunmadığı veya yeterli olmadığı durumlarda ise antiseptik solüsyonlar kullanılabilir.
İğne batan bölge; sıkma, emme, kanatmaya çalışma gibi yöntemlerle travmatize etmekten kaçınmalıdır.    

5.Ele iğne batması durumunda nasıl bir yol izlenebilir?

Öncelikle ele batan iğnenin kullanıldığı kişiyi saptamak mümkünse bu kişiye ait son kan tahlillerinin incelenmesi gereklidir.
Bu kişiye ait HBS AG, Anti HBS, Anti HCV ve Anti HIV testlerinin sonuçlarının bilinmesi önemlidir.
İğnenin kullanıldığı kişide HBS AG, Anti HCV ve Anti HIV testleri negatif  ve Anti HBS pozitif ise korkulacak bir durum yoktur.
Ancak  HBS AG, Anti HCV ve Anti HIV testlerinden birinin ya da birden fazlasının söz konusu kişide pozitif olması durumunda derhal maruziyete uğrayan kişi uyarılmalı ve tıbbi müdahale ve tahlil için bir sağlık kuruluşuna sevk edilmelidir.
Her durumda iğnenin battığı kişiye HBS AG, Anti HCV, Anti HBS ve Anti HIV testleri yaptırılmalıdır.

6.Karşı tarafın (iğneyi kullanan veya kullanıldıpı kişinin) HBS AG Testinin pozitif çıkması durumunda ne yapılmalıdır?

Bu durumda iğne batmasına maruz kalan kişinin Anti HBS testinin sonucu önem kazanır.
Anti HBS testi pozitif ve titresi 10 U/litreden fazla ise koruyuculuğu olduğu kabul edilir ve herhangi bir müdahaleye gerek kalmaz.
Aksi durumda ise koruyucu tedbirler alınması gerekecektir.
Bu durumda iğnenin battığı kişi tercihen bir enfeksiyon hastalıkları kliniğine başvurmalıdır.
Maruziyete uğrayan kişiye, koruyucu olarak tercihen ilk 48 saatte olmak üzere en geç 1 haftaya kadar Hepatit B Enfeksiyonuna karşı Hiperimmünglobulin ve eş zamanlı olarak da Hepatit B aşısı uygulanmalıdır.
Aşı  3 doz (0,1 ve 6 aylar)  veya 4 doz (0,1,2 ve 12. aylar yapılabilir) 

7. Karşı tarafın( iğneyi kullanan kişinin) Ant HCV Testinin pozitif çıkması durumunda ne yapılmalıdır? 

Bu  durumda  koruyucu olarak yapılacak bir şey yoktur.
Maruziyete uğrayan kişinin hastalığa yakalanıp yakalanmadığının beklenmesi  gerekir.
İğne batması sonrası iğnenin battığı kişide 3. haftada HCV RNA testi bakılır.
HCV RNA testi pozitif ise, iğne batması sonrası kişinin enfeksiyona yakalandığı yönünde bilgiye ulaşılır.
Enfeksiyon hastalıkları uzmanın kontrolünde kişiye gerek görülürse ilave testler istenir ve interferon tedavisine başlanır.

8. Karşı tarafın (iğneyi kullanan kişinin) Ant HIV Testinin pozitif çıkması durumunda ne yapılmalıdır? 

Böyle bir durumda maruziyete uğrayan kişi derhal enfeksiyon hastalıkları uzmanına sevk edilmelidir.
Kişiye mümkün olan en kısa sürede, en geç 3 gün içinde  Retroviral  profilaksi yapılmalıdır.
Profilaksinin uygulanma süresi önem arz etmektedir.
3.gün ve sonrasında yapılan profilaksinin çok faydalı olmadığı konusunda görüş birliği vardır.

9.Karşı  tarafın( iğneyi kullanan kişinin)  kim olduğu bilinmiyorsa ne yapılmalıdır?

Bu  durumda öncelikle maruziyete  uğrayan kişiye Anti HBS, Anti HCV, Anti HIV ve Anti HBS testlerinin yapılması önerilir.
Eğer Anti HBS testi negatif , HBS AG testi negatif ise kişiye derhal Hepatit B aşısı yapılmalıdır.Eş zamanlı olarak enfeksiyon hastalıkları bölümüne sevk edilmelidir.
Bu bölümde herhangi bir bulaş olup olmadığının anlaşılması için 3 hafta ile 3 ay arasında Hepatit B, Hepatit C ve HIV enfeksiyonu araştırılması yönünden belirli testler istenecek ve kişi serolojik ve klinik yönden takibe alınacaktır.


H
İLGİLİ İÇERİK

Kimyasal Maddelerin İnsan Sağlığına Zararları ve Korunma Yolları

İş hayatında üretim ve teknik hizmetler başta olmak üzere bir çok alanda çalışanlar, çalışma ortamlarında kimyasal maddelere maruz kalabilmektedir.

Ülkemizde çalışanların önemli bir bölümü maruz kalabilecekleri kimyasal maddelerin sağlıklarına vereceği zarar ve alınacak önlemler  konusunda ne yazık ki yeterli bilgiye sahip değildir.

Kimyasal maddelerin, çalışanlar ve/veya bu maddelere maruz kalan kişiler üzerindeki etkileri  geçici rahatsızlıktan kalıcı hatta ölümcül zararlara kadar geniş bir yelpazede değerlendirilmelidir.

Ortaya çıkabilecek ve insan sağlığını tehdit eden zararlar kimyasalın cinsi, insan vücudu, göz, ve deriye ne kadar alındığı veya ne kadar solunduğu gibi kriterler ile maddenin ne kadar toksik olduğu gibi özelliklerle ilintilidir .

Kimyasal maddelerin özellikleri ve içerikleri farklı olabilir.Bazıları birden çok özelliği aynı anda barındırabilir.

Kimyasal maddelerin temel özelikleri nelerdir?

Kimyasal maddeler patlayıcı, alevlenebilir,  toksik, aşındırıcı, tahriş edici özelliklere sahip olabilir.
Aynı zamanda alerjen, kanserojen, mutajen (genetik yapıda hasar oluşturabilme), üreme için toksik ve çevre için tehlikeli özellikler de içerebilir.

Kimyasal maddelerin özellikleri, insan sağlığına ve çevreye verebileceği potansiyel zararlar, korunma yolları ve hangi iş güvenliği malzemelerinin korunmada etkin olabileceği ve olası maruz kalmada ilk yardımda yapılması gerekenler gibi bilgilerin yer aldığı Malzeme Güvenlik Bilgi Formları (MSDS) geliştirilmiştir.
Bu MSDS' leri kullandığımız ilaçların kutularından çıkan ilaç prospektüslerine benzetebiliriz.
İlaç kutusundan çıkan prospektüste ilaca dair genel bilgiler, olası yan etkileri, hangi durumlarda kullanılmaması gerektiği gibi çeşitli uyarılar varsa kimyasal maddelerin  MSDS' lerinde de benzer uyarılar bulunmaktadır.

MSDS’de olması gereken temel bilgiler nelerdir?

Kimyasalın adı ve üreticinin adresi
Kimyasalın içeriği ve özellikleri
Maruziyet durumunda ilk yardım tedbirleri
Kaza sonucu yayılmalarda yapılması gerekenler
Kimyasalın kullanma ve depolama rehberi
Kimyasalın insan vücuduna girme yolları ve olası zararları 

Kimyasal Maddelerin İnsan Vücuduna ve Sağlığına Olası Zararları Nelerdir?

Cilt tahrişi yapabilir. Alerjik cilt reaksiyonlarına sebep olabilir.
Ciltte kuruluk ve çatlama yapabilir.
Ciddi göz tahrişi yapabilir.
Baş dönmesi ve uyuşukluk yapabilir.
Solunum yolu tahrişine yol açabilir.
Buharı grip tarzı belirtilere yol açabilir.
Kalıcı maruziyetlerde ise akciğerlerde hasara sebep olabilir.
Öksürme, nefes darlığı ve göğüs kafesinde sıkışma yapabilir.
Kimyasal maddeler yutulduğu takdirde zararlıdır. Ağız, boğaz ve midede tahrişe  yol açar.
Yutulduğunda akciğer ve sindirim sistemini tahriş eder.Bulantı, kusma, ishal  ve karın ağrısı yapar.
Bazı kimyasal maddeler içerikleri nedeniyle kansere neden olabilir.
Genetik bozukluklara yol açabilir, genetik yapıyı zedeleyebilir.
Üreme fonksiyonları yönünden toksik madde içeren kimyasal maddeler de bulunmaktadır.
Kimyasal maddeler doğurganlık sürecine  ve anne karnındaki bebeğe zarar verebilir.
Böbrek, karaciğer gibi organlar  ve merkezi sinir sistemine de zarar verebilirler. 

Kimyasal Maddelerden Korunmak İçin Ne Yapılmalıdır? 

Bu konuda en temel yaklaşım iş yerinde iş güvenliği uzmanı, iş yeri hekimi, işveren yetkilisi, işçi temsilcisi ve işverenin atayacağı yetkin kişilerce yapılan risk değerlendirilmesi sonrası kimyasal maddelerin risklerine göre koruyucu ekipmanların tedarik edilmesidir.
Gerekli koruyucu tedbirlerin planlanmasıdır.
Çalışanlara mutlak suretle kullandıkları kimyasalların potansiyel tehdidi, korunma önlemleri ve koruyucu ekipmanların kullanımına dair eğitimler verilmelidir. 

Kimyasal Maddelerin Risklerinden Korunmak İçin Pratik Önlemler Nelerdir?

Bulaş olmuş giysiler temizlenmeden kullanılmamalıdır.
Kirlenmiş ve ıslanmış  giysiler hemen çıkarılmalıdır
Çalışma sonrası el, kol ve yüz yıkanmalıdır.
Göz duşlarının çalışma ortamında olduğundan emin olunmalıdır.
Uzun süre ve tekrarlayan cilt temasından kaçınılmalıdır.
Kimyasalı ve varsa buharını solumaktan kaçınmalıdır.
Kimyasal maddeler  yere döküldüğünde asla koklanmamalı ve ağza alınmamalıdır. Kimyasallar mümkünse İyi havalandırılan yerlerde kullanılmalıdır.
Kimyasalı kullanırken göz, cilt ve iş elbiseleriyle temas edilmemelidir.
Kimyasal maddeler patlama ve alevlenme riskine karşı sıcak yüzeylerden ve yüksek ısıdan uzak tutulmalıdır.
Kimyasallarla çalışırken sigara içilmemelidir.

Kimyasal Maddelere Maruziyetten Korunmak İçin Hangi Koruyucu Malzemeler Kullanılmalıdır?

Kimyasal  maddelerle çalışanlara yaptıkları işin niteliği ve kullandıkları kimyasalın özelliği ile sağlığa zararları göz önünde bulundurularak koruyucu ekipman verilmelidir.


Kullanılabilecek koruyucu ekipmanlar aşağıda belirtilmiştir:

Kimyasallara karşı koruyucu eldiven (Latex eldivenler kimyasallara karşı koruyucu değildir)
Filtre içeren solunum maskeleri (sertifikalı olanlar tercih edilmelidir)
Tam korumalı kimyasal gözlük (özellikle sıvıların sıçramasını önleyen)
Kimyasallara karşı koruyucu giysiler, gerek olursa ısıya da dayanıklı olmalıdır.
Kimyasallara etkili göz duşları bulundurulmalıdır.

Kimyasallarla Maruziyet Durumunda İlk Yardım Nasıl Olmalıdır? 

Kimyasallardan etkilenme  durumlarında yapılacak ilk yardımla ilgili bilgiler MSDS formunda mevcuttur.
Öncelikle buna göre bir ilk yardım yapılmalıdır. 

Genel İlk Yardım Prosedürleri aşağıda belirtilmiştir: 

Bilinci yerinde olmayan kişilere ağızdan herhangi bir madde verilmelidir.
Madde veya buharı solunduğunda kişi temiz havaya çıkartılmalı ve hasta sıcak tutulmalıdır.
Kişi kıpırdatılmamalı ve  dinlendirilmelidir.
Bilinç kapalıysa kişiye koma pozisyonu verilir.
Cilt temasında bol su ve sabun ile etkilenen bölgeyi en az 15 dakika su ve sabun ile yıkanmalıdır.
Cilt temasında ilgili alan su ve sabunla yıkanmalı bulaş olmuş giysiler çıkarılmadır.
Göz temasında varsa kontakt lensler de çıkarılıp göz su ile en az (15 dk) veya göz duşuyla yıkanmalıdır.
Kirlenmiş giysileri en kısa sürede  bertaraf edilmelidir.
Kimyasal madde yutulduğunda ağız su ile yıkanmalı ve çalkalanmalıdır.
Kişi kusturulmamalı ve tıbbi yardım almalıdır.
Özellikle gözün kimyasalla teması sonrası göz duşu veya gözün yıkanması yapılsa bile kişinin tedbir amaçlı da olsa göz doktoruna sevk edilmesi önerilmektedir.

Maruziyet sonrası herhangi bir belirti görülür veya şüphe duyulursa mutlak suretle doktora başvurulmalıdır.




Uçak Yolculuklarında Aerotoksik Sendrom Nedir? Belirtileri Nelerdir?

Günümüzde uçak yolculukları hayatımızın vaz geçilmezleri arasında girmiş durumda.Uçak yolculukları arttıkça bilim adamları da uçak yolculuklarının insan sağlığına olan olumsuz etkileri olup olmadığı yönünde araştırmalarda 
bulunuyor.
Pilot ve kabin memuru olmak üzere başta uçucu personeli ilgilendiren ama sık uçan yolcuları da potansiyel  olarak etkileyebildiği öne sürülen Aerotoksik sendrom da özellikle 2000' li yılların başlarından bu yana bilim adamlarınca araştırılıyor.

Aerotoksik Sendrom Nedir?

Aerotoksik sendrom jet uçaklarındaki kirli kabin havasına maruz kalmanın neden olduğu, uçakta bulunanlarda  uzun ve kısa vadeli semptomlara yol açabilen bir terimdir.
Bazı bilim adamları uçaklardaki havanın temizliğini sağlamak için kullanılan uçak motorları sayesinde uçağa giren zararlı maddeler ve toksik dumanın yolcular ve uçak mürettabatında sağlık sorunlarına yol açabileceğini ileri sürmektedir.
Çok sayıda bağımsız bilimsel araştırma da, kontamine kabin havasının kronik sağlık sorunlarının neden olabildiğine dair görüşler bildirmiştir.

Uçaklarda Soluduğumuz Hava Nereden Geliyor?

Uçaklarda soluduğumuz havayı  temin eden havalandırma sistemleri  uçak motoru yardımıyla çalışıyor.Uçak motorlarının uçak çalışırken emdikleri havanın bir kısmı havalandırma sistemine aktarılır. 
Uçaktaki klima sistemine ulaşan hava ise kabin içine arzu edilen sıcaklıkta gönderilir.
Bu işlem sırasında da uçaktaki hava solunmayı sağlamak üzere basınçlandırılmaktadır.
Kabin içindeki havanın tümü temiz hava değildir. Bu havanın bir kısmını dışarıdan alınan, bir kısmını da içeride solunduktan sonra kirlenen ve sistem tarafından tekrar temizlenen havadan oluşmaktadır. 
Modern uçaklar kabin havası akışını yöneten bir çevresel kontrol sistemine (ÇKS) sahiptir. 
Dış hava motorlara girer ve ileri bölümde sıkıştırılır. ÇKS, kabin havasının bir kısmını HEPA filtreleri vasıtasıyla geri sirküle ederken geri kalan kısmı çıkış valflerine yönlendirilir ve böylece kabin basınçlandırma sistemine sürekli yeni, temiz bir hava girişi sağlanır.

Uçaklarda Soluduğumuz Hava Nasıl Kirlenebilir?

Uçakların, havacılık motor yağı, hidrolik sıvı, temizleme bileşikleri ve buz çözücü sıvılar da dahil olmak üzere bakım ve tedavisinde kullanılan maddeler  ÇKS'yi kirletebilir.
Jet motorlarını  yağlama için sentetik yağlar kullanılmaktadır.  Bu yağlar insanlar için toksik olabilen bir organofosfat gibi bileşenleri içermektedir. 
Yeni Boeing 787 Dreamliner tip uçaklardaki farklı bir sistem nedeniyle bu tip uçaklarda aerotoksik sendroma yol açabilen unsurların bulunmadığı belirtilmektedir.
Bu uçaklarda  kabini havalandırmak için farklı bir teknoloji kullanılmaktadır. 

Aerotoksik Sendrom Belirtileri Nelerdir?

Bazı insanlarda belirtiler uçuş sırasında ve sonrasında hemen görülebilirken ve kısa sürede geçerken bazılarında tepki 14 güne kadar sürebilir.
Genetik yatkınlık, yaş, önceki maruz kalma miktarı, diyet, egzersiz seviyesi, alınan ilaçlar, genel sağlık durumu  ve kilo gibi parametreler kişinin sendromdan ne oranda etkileneceğini  de belirlemektedir.
Sendromdan etkilenebilecek bireylerin genetik değişkenliği nedeniyle farklı maruziyetler kişilerde farklı etkilere yol açabilir.
Bazı kişiler yalnızca bir uçuş sonrasında etkilenirken diğerleri yıllarca maruz kaldıktan sonra etkilenmeyebilir. Zarar verici etkinliğe bağlı olarak, olumsuz sağlık etkileri birikimli olabilir.
Bu nedenle, sık uçan (uçucu personel veya haftada bir veya daha fazla uçan yolcular) tekrarlayan  maruziyetlerle karşılaştığından özellikle risk altındadır.

En sık görülen belirtiler nelerdir:

Aerotoksik sendromdan etkilelenen bireylerde bir çok belirti görülebilmektedir.
En sık olarak baş dönmesi, baş ağrısı, halsizlik gibi belirtiler öne çıkmaktadır.
Bunlara ilave olarak yorgunluk hissi, bulanık görme, bilinç kaybı, denge kaybı, hafıza zayıflığı, kulak çınlaması, mide bulantısı, kusma, ishal, nefes darlığı, göz, burun ve üst solunum yollarının tahrişi, denge bozukluğu, sarhoşluk hissi, öksürük nöbetleri, nefes darlığı, çarpıntıyı söyleyebiliriz.
Kısa maruziyetler sonrası görülen belirtiler çoğunlukla kendiliğinden geçebilir.
Kimi zaman ciddi bir dumana maruziyetten sonra bile hiçbir belirtinin gösterilmemesi mümkündür, Ancak bazı bireylerde birkaç gün sonra Aerotoksik Sendrom ile ilişkili rahatsızlıklar ortaya çıkabilir.
Maruziyet sonrası anemi, astım, KOAH ve koroner arter hastalığı gibi mevcut hastalıkları olanlarda görülen belirtiler daha şiddetli seyredebilir. 

Aerotoksik Sendromun Tedavisi Var mıdır?

Spesifik bir tedavisi yoktur.Ancak uzmanlar belirtilere göre semptomatik tedaviler ve iyileşmeye yardımcı stratejiler üretmektedir.
İlk adım, sorunu tanımak ve daha fazla maruz kalmayı önlemek veya sınırlandırmaktır.

Aerotoksik Sendromdan Korunma Yolları Nelerdir?

Karbon yüz maskeleri toksik yağ dumanlarından bir miktar koruma sağlayabilir, ancak hiçbir zaman % 100 koruma sağlayamaz.
Kabin havasının kalitesi iyileştirilebilir ve motor yağı ile bulaşma riski, bilinen çözümlerle azaltılır.
Kabin Mürettebatı, kaptan'a olağandışı kokular veya kabin koşullarını  bildirmelidir.
Korunmada bol su tüketilmelidir.
Uçuşlardan sonra alkol tüketiminin azaltılması, 
C vitamini alınması, düzenli egzersiz yapılması ve terlemeyi sağlayacak aktiviteler toksinlerin atılması için uygun çözümler olabilir.
Tansiyon rahatsızlığı olanların, özellikle uzun uçuşlardan sonra tansiyon ölçümü yaptırmaları önerilmektedir.



H
SPONSOR BAĞLANTILAR



Q
TAHLİL MERKEZLERİ
Öne çıkan tahil merkezleri için tıklayın.

B
KONU İLE İLGİLİ YORUMDA BULUN
Hey! Bu konu hakkında yorumda bulunmak veya Tahlil.com'a soru sormak için hemen üye ol veya giriş yap
W
YORUMLAR
1 hafta önce
G
necoixfb

Merhaba 1 hafta önce hemoglobin elektroforezi tahilil yaptırdım sonuçlar şöyle,
HbA1 = 94,83
HbF = 1,72
HbS = 0
HbA2 = 3,45
Sonuçlara göre bir hastalık durumu var mıdır?

TahlilCom
Değerlendirilmesi için Hemogram sonucunuzuda yazmanız gereklidir..
1 hafta önce
G
tamer1308

oğlum 1 yaşında,ilk kan tahlilini yaptırdık.demir 32 çıktı,demir bağlama kapasitesi 292 çıktı,ferriti 39,59 çıktı (7-142 olmalıymış) tdbk(tot. demir bağl. kap. 324 çıktı. wbc 10,38 , neut% 21,6 ,lym# 6,43,lym%61,9,mono#1,06,mcv 73,2,mchc 36,4 ,pdw 8,6 çıktı

TahlilCom
MCV değeri normalden biraz düşüktür, demir eksikliği testlerinde görülmüyor. hemoglobin(Hgb) değeri normal ise sorun yoktur..
1 hafta önce
G
mydurmaz_

babam 58 yaşında ve

CRP 29.4 0 - 5
NE% 26 36 - 66
LYM 6.99 1 - 4.8
LYM% 72.5 22 - 40
MONO% 0.5 4 - 9
PCT 0.143 0.19 - 0.36

diğer kan sonuçları normal değerler içinde.

Tahlil.com

CRP sıklıkla istenen bir tahlil türü olup  akut faz reaktanıdır.
Tahlil sonucunuzda CRP değeri yüksek olarak görülüyor.
CRP yüksekliğinde ilk olarak akla enfeksiyon ve/veya  romatizmal durumlar akla gelir.

CRP yüksekliğine dair aşağıdaki bağlantıda detaylı bilgi bulabilir ve bu konuda sorulmuş benzer soru ve verilmiş cevapları okuyabilirsiniz.


1 hafta önce
G
Elçin

5 6 gundur adet sancim vardi karin agrim falan.agrilarin 1 hafta onceden basladigini biliyorum gecikmeli gelmezse bugun olmam gerekiyordu ama hicbir sekilde adet sancisi belirtisi yok bende agri kesici kullanmadim bugun bir anda adet sancilarim.kesildi.sebebi ne olabilir?

Tahlil.com
Adet olmadıysanız ve beklenen adet tarihinde de gecikme var ise, korunmasız ilişkiniz de mevcutsa gebelik testi yaptrımanızı öneririz.
1 hafta önce
G
hatice

benim kan grubum brh(- )eşiminki abrh(+) bu durumda ne yapmam gerekli acaba sağolun şimdiden

admin
çocuk düşünmeniz halinde bu konuda bir kadın doğum uzmanı alınacak önlemler konusunda bilgi verecektir

H
SPONSOR BAĞLANTILAR



H
SPONSOR BAĞLANTILAR



H
İLGİLİ MAKALELER