First slide
Second slide
Third slide

Kadınlarda Yapılması Gereken 10 Tahlil Nedir?

Uzmanlar kadınların öncelikli olarak yaptırmasını önerdikleri 10 tahlili belirlemişler.Bu tahlillerin zamanında yapılması kimi zaman hayat kurtarmaktadır.

Kadınlara önerilen 10 tahlili birlikte inceleyelim:

1- Mamografi Meme kanseri erken evrede teşhis edildiğinde artık ölümcül bir hastalık olarak değerlendirilmemektedir.Uzmanlar 40 yaşından itibaren her yıl mamografi çektirilmesi gerektiğine dikkat çekiyorlar. Birinci derecede akrabalarında meme kanseri olan kadınlara daha sık ve erken yaşta takipten geçmeleri önerilmektedir. Mamografide, meme kanseri henüz ele gelen bir kitle olmadan, yani kireçlenme aşamasındayken saptandığından meme kanseri çok erken evrede tedavi edilebiliyor.

2- Tonometre ile Glokom tanısı Glokom, halk arasındaki adıyla ‘göz tansiyonu’, yaptığı sinir hasarı ile körlüğe neden olabilen bir göz hastalığıdır. İlaç tedavisi ve lazer ile körlüğün önüne geçiliyor ancak bu da erken teşhis ile mümkün olmaktadır. Körlük riskine karşı glokomun rutin muayenelerine en geç 40 yaşında başlanmalıdır ancak ailede glokom hastası varsa bu testlere daha erken yaşlarda başlanması yararlıdır.. Göz içi basıncında genel adı tonometre olan cihazlara başvuruluyor. Göz içi basıncı, tonometre cihazından kontrollü bir şekilde hava püskürtülmesiyle ölçülüyor

3- Efor Testi ile kardiyolojik kontrol Uzmanlara göre 40 yaşını geçmiş her kadının senede bir kez kardiyolojik check-up’tan geçmesi, kalp sağlığı açısından büyük önem taşımaktadır.. Ancak birinci derece yakınlarında genç yaşlarda bu hastalık ortaya çıkarsa , doktorunuz kalp check-up programından daha önce yararlanmanızı isteyebilir. Efor testi kardiyolojik kontrol için sıkça kullanılmaktadır. Efor testi, çoğunlukla koşu bandında uygulanmaktadır. Ortalama 10 dakika süren bu test sırasında, kalp ve kalp kapakçıklarının durumu ile işleyişi hakkında bilgi veren EKG sürekli izlenir ve belirli aralıklarla damar basıncı ölçülür. Efor testi kalpte ritim ve ileti bozukluklarını araştırmak amacıyla yapılır. Bu sayede kalp ve dolaşım sistemi hastalıkları erken evrede belirlenip tedavi edilebiliyor.

4- Smear ile Rahim ağzı kanseri tanısı Uzmanlar, 18 yasini aşmış ve aktif cinsel hayati olan her kadının yılda bir kez düzenli olarak pap smear testi yaptırmasını öneriyor. Bu test sayesinde, jinekolojik kanserler arasında ikinci sırada yer alan rahim ağzı kanserine, çok erken evrede tanı koyulabiliyor.Kadın doğum uzmanları tarafından jinekolojik muayene sırasında özel bir fırça yardımıyla rahim ağzı bölgesinden hücre sürüntüsü alınıyor. Bu sürüntüler pataloji laboratuvarına gönderilip hücre değişimleri saptanıyor.Böylelikle rahim ağzı kanserine erken tanı koyulmuş oluyor.

5- Jinekolojik Ultrason:  Kadınlarda kist veya miyom oluşumuna yatkın olanlarda vajinal ultrason muayenesi çok önemlidir. Uzmanlar, yakınması olsun veya olmasın , her kadının yılda bir kez ultrason muayenesinden geçmesine dikkat çekiyorlar. Vajinal yolla yapılan ultrasonda iç organlar çok daha net bir şekilde izleniyor. Yumurtalıkları ve rahmi daha iyi görebilmek için ince bir sonda vajinaya yerleştiriliyor. Jinekolojik ultrason ile karin organları, özellikle de rahim, yumurtalıklar ayrıntılı bir şekilde değerlendiriliyor. Rahmin yapısı, pozisyonu, büyüklüğü, rahimden kaynaklanmış tümörler, miyomlar saptanabiliyor. Bunların yani sıra rahim içi zari, yani endometrium değerlendirilmesi yapılıyor. Ayrıca çocuğu olmayan kadınlarda yumurtalıkların yapısı, yumurta geliştirme kapasiteleri, yumurtalık kitleleri saptanıp,gerekli tedavi planlanıyor.

6- Dijital dermatoskopi ile Cilt İncelemesi Özellikle vücudunuzda çok sayıda ben olan varsa veya ailesinde cilt kanseri olan kadınlarda bu muayene önem taşımaktadır. Bu yöntemde yağlanmış deri yüzeyi ışıklı bir büyütme sağlayan dermatoskop ile inceleniyor. Vücuttaki benlerin haritası oluşturularak noktasal lokalizasyonları belirleniyor.Her bir ben için dermatoskopik görüntü alınıyor ve kaydediliyor. Böylece bir sonraki kontrolde elde edilecek görüntüyle karşılaştırma olanağı oluyor. Bunların yani sıra dijital dermatoskop, benlerde izlenen şüpheli değişiklikleri de gösteriyor.Bu tahlil sayesinde cilt üzerindeki değişiklikler, henüz kansere dönüşmeden tespit edilebiliyor.

7- Kan tahlilleri:   Düzenli olarak yapılacak olan kan tahlilleri sayesinde kadınların genel sağlık durumu hakkında bilgi alınabilir.. Uzmanlara göre, bir yakınması olmasa bile 35 yaşından itibaren her kadının 2 yılda bir kan tahlili yaptırmasında yarar var. Tahlillerin sonuçlarına göre anemi(kansızlık),enfeksiyon ve alerjik bir durum olup olmadığı tespit edilebiliyor.Ayrıca kolesterol ve kan şekeri gibi biyokimyasal tahlillerle şeker hastalığı veya kardiyolojik problemler ile ilgili de bilgi alınabiliyor.

8- Kemikler için Kemik mineral yoğunluk ölçümü Osteoporoz tanısı ve kemiğin kırılma riskini belirlemek için genellikle menopozdan sonra kadınlarda uygulanan en önemli yöntemlerden biridir. Ailenizde osteoporoz hastaSI varsa kemik mineral yoğunluğu ölçümü ihmal edilmemelidir. Kemik mineral yoğunluk ölçümü, hiçbir hazırlık gerektirmeden, vücuda bir zarar vermeden, özel bilgisayar programı ve hassas ölçüm yapan dansitometri cihazlarıyla yapılıyor. Bu yöntemle kadınlarda kemik yoğunluğu ölçülüyor ve kemik erimesi riski tespit ediliyor. Bu tahlil aracılığı ile özellikle ileri yaşlarda ciddi ve yaşamsal problemlere yol açan kırıkların oluşması önlenebiliyor.

9- Dişler için Tükürük Testleri:  Diş ve diş eti hastalıkları, tüm dünyada ve ülkemizde önemli sağlık sorunları arasında yer alıyor..Bu nedenle dişlerinde ciddi bir sorunla karşılaşmak istemeyen kadınların her yıl düzenli olarak diş hekimini ziyaret etmesi önerilmektedir.Ağız ve diş sağlığında doğal bir koruyucu olan tükürüğün kimyasal ve mikrobiyolojik yapılarının incelenmesi, dişlerdeki çürükler ve protezler hakkında fikir vermektedir.Erken tanı ile çürükler ilerlemeden tedavi edilebilmektedir.

10- Bağırsaklar için Kolonoskopi
Kolon kanseri özellikle 50 yas ve üzerindeki kadınları tehdit ediyor. Bu nedenle 50 yaşından sonra, risk durumuna göre 2-3 yılda bir düzenli olarak kolonoskopi yaptırılması önerilmektedir. Akrabalarında kolon kanseri olan kadınların bu yöntemden daha erken yaşta yararlanması gereklidir. Kolonoskopiyle kalın bağırsağın tümü incelenebiliyor ve hekim ileride tümöre dönüşebilecek polipleri teşhis edebiliyor. Poliplerin cerrahi yöntemlerle alınması sayesinde, kolon kanseri oluşma riski önlenmektedir.


Tahlillerinizi Biruni Laboratuvarlarında yaptırabilirsiniz.

H
İLGİLİ İÇERİK

PT ve INR Testi Nedir? PT ve INR Hangi Durumda Kullanılır?

Her iki test de, kanın pıhtılaşmasını önlemek amacıyla kan sulandırıcı tedavilerin (anti-koagülanlar) ne kadar etkili olduğunu kontrol etmek ve kanamalara yol açabilen hastalıkları belirlemek amacıyla sıklıkla istenen kan kan tahlilleridir.  

Bir anti koagülan( pıhtılaşmayı engelleyici ilaç) kullanıyorsanız ya da doktorunuz sizde bir kanama hastalığı olduğundan kuşkulandığında  bu testleri  ister.

Bu testlerin değerlerinin normalden yüksek olması istenen bir durum değildir.Kanama pıhtılaşma sistemini ilgilendiren bir anormallik olabileceğinin göstergesidir.

Hematoloji laboratuvarlarında yapılan tahliller olup tercihen hematoloji doktorlarınca değerlendirilmelidir.



Tahlillerinizi Biruni Laboratuvarlarında yaptırabilirsiniz.


Ödem, Şişkinlik ve Gaz Şikayetleri ile York Test İlişkisi

Şişkinlik, aşırı gaz ve ödem günümüzde özellikle aktif iş temposu olan bir çok kişinin ortak sorunudur.
Bu şikayetler kadınlarda daha çok görülmektedir.
Aşırı gaz, ödem ve şişkinlik şikayeti olanların ilgisi çekeceğini umduğumuz bu yazıda bir gıda intolerans testi olan York test'in bu şikayetlerin çözümünde olan etkisi de analiz ediliyor.

Şişkinlik, aşırı gaz ve ödem nedir?

Genellikle tanımları birbirlerine karıştırılan bu belirtiler her yaşta görülebilen ve yaşam kalitesini ciddi biçimde bozan sıkıntılı durumlar ortaya çıkartmaktadır. Ödem genel anlamda vücutta anormal miktarda fazla sıvı toplanmasıdır.
Genellikle göz kapaklarının, yüzün, el ve ayakların şişmesine neden olur. Şişlikler iltihapsız ve ağrısızdır. Ödem yaşayan kişiler, yüzük takamaz hatta ayakkabı giyemez hale bile gelebilirler. Aşırı gaz ve şişkinlik ise, karın bölgesinde keskin ağrılarla kendini belli eden bağırsaklarda gaz birikmesi ile de ilişkili olabilen ve bağırsak hareketlerinin artmasıyla ya da gazın çıkartılmasıyla çoğunlukla belirtilerin azaltığı bir durumu ifade eder.
Ödem, şişkinlik, aşırı gaz gibi belirtiler, ciddi sistemik rahatsızlıklarda ortaya çıkan bir bulgu olabildiği gibi, hiçbir neden yokken ansızın ortaya çıkarak hayat kalitesinde düşüşe, iş performansında azalışa, hareket kısıtlılığına ve ağrıya neden olabilir.

Ödem, şişkinlik ve gaz kimlerde sık görülür, insanları nasıl etkiler?
Şişkinlik ve gaz sorunlarının, stres ve endişeli ruh haline sahip kişilerde, belirli gıdaların vücut tarafından sindirilemediği durumlarda ve mide-bağırsak sisteminin yapısal bazı rahatsızlıklarında sıklıkla ortaya çıktığı bilinmektedir. Ödem, özellikle az su tüketen kişilerde vücudun kendini koruma mekanizması sonucunda da ortaya çıkabilir.
Bu rahatsızlıkları yaşayan kişilerin öncelikle bir gastroenterolog ve iç hastalıkları uzmanı tarafından değerlendirilerek mevcut bulguların altında yatan sistemik bir rahatsızlığı olup olmadığı araştırılmalıdır.
Ödemler tıp tarihinde adı geçen en eski sorunlardan birisidir.
Eski Mısır papirüslerinde ödem sonucu cilt altında biriken su, Nil nehrinin sularına benzetilmiştir. Sabah yataktan kalkınca kendinizi parmaklarınız kaskatı kesilmiş, ellerinizi açıp kapatmakta zorluk yaşıyor halde bulabilirsiniz. Ya da sabah hiçbir şeyiniz yokken günün bir anında ayakkabılarınız sıkmaya başlar, yüzüklerinizi çıkartma gereği hissedebilirsiniz.
Kadınlarda adet dönemi yaklaştıkça iyice belirginleşen bu durum sizin birden bire 2-5 kilo almanıza neden olabilir.
Gaz ve şişkinlik sorununda ise insanların kıyafetlerinin düğmelerini açmak zorunda kaldıkları ya da beli lastikli giysiler seçmek durumunda kaldıkları görülmektedir. Aniden ortaya çıkan sancılar ve sıkışıklık hissi sosyal hayatta mutsuzluklara iş yaşamında ise verimsizliğe yol açabilmektedir.

York Testi (Gıda intoleransı testi) ‘nin bu rahatsızlıklarla ilişkisi nedir?

 York Testi, gıda intoleransını ölçen bir kan testidir. Gıda intoleransının en tipik belirtileri, vücutta nedeni bulunamamış ödem, mide bağırsak rahatsızlıkları (şişkinlik, kabızlık, aşırı gaz, hazımsızlık) şeklinde ortaya çıkmaktadır. Her kişide bu belirtiler farklı şiddetlerde ve farklı sistemleri tutarak seyredebilmektedir.
Kimimiz sadece şişkinlik yaşıyorken kimimiz ödem ve kilo sorunlarıyla beraber aşırı gaz sorununu da aynı anda yaşayabilmekteyiz.
Yediğimiz gıdalar gecikmeli olarak bu tip belirtiler yaşanmasına neden olabilmektedir. Gıda intoleransında bu etki, gıda alındıktan 2 saat ile 5 gün arasında ortaya çıkabilmektedir.
Bu gecikmeli etki nedeniyle insanların rahatsızlığın hangi gıdadan kaynaklandığını bulmaları mümkün olamamaktadır. İnsanlar genellikle günün bir zamanında aniden ortaya çıkan bir şişkinlik sorunuyla karşılaştığında sorunun kaynağını en son öğünde yediği bir gıdaya bağlar.
Genel kabul görmüş olan süt ve süt ürünleri, kuru baklagillerden birisini yakın zamanda yemiş ise bundan dolayı şişkinlik hissettiğini zanneder. İnsanlar çoğunlukla bu düşüncede olduklarından yanılırlar. Çünkü gıda intoleransı durumunda tüketilen gıdalar oldukça uzun süreç sonunda belirti vermeye başlamaktadır.
 Örneğin sabah kahvaltısında sağlıklı olduğunu düşünerek salatalık tüketen bir kişi, salatalığa gelişmiş bir intoleransı varsa akşam saatlerinde kendisini şişkin bir halde bulabilir. Bu durumu örneğin akşam saatlerinde yediği fındığa bağlayabilir. Halbuki asıl bu durumdan sorumlu olan besin vücudunun sindiremediği salatalıktır.
Salatalık o kişi için saatler sonra şişkinlik belirtilerini ortaya çıkarttığından ve bu süreçte onlarca farklı gıda maddesi tüketilmiş olduğundan sorunlu gıdayı kendi başımıza bulabilmemiz hemen hemen imkansızdır. Bugünkü şikayetlerimizin nedeni örneğin 4 gün önce kahvaltıda yediğimiz zeytinden olabileceği gibi, dün yediğimiz salatadan da kaynaklanabilmektedir.
İnsanların geriye doğru giderek 5 gün boyunca aldıkları onlarca gıdayı incelemeleri ve hangisinin bu kötü etkiyi yarattığını bulmaları imkansızdır. Yorktest, kan numunesindeki antikorları araştırarak sorunlarınızın kaynağı olabilecek gıda intoleransı oluşturan gıdaları nokta atışı yaparak tespit eder. Yine benzer şekilde, ödem sorunundan kurtulmak için yoğurt veya ananas tüketen bir kişi eğer bu gıdalara karşı gelişmiş olan bir gıda intoleransı mevcutsa tam tersi bir reaksiyon geliştirmekte ve ödemden kurtulmak için tüketilen gıda aslında ödemin temel sebebi olabilmektedir. Böylelikle sürekli ödem söktürücü gıdalar tüketerek ödem sorunundan kurtulmak yerine aslında bir kısır döngü halinde buna kendiniz sebebiyet verebilirsiniz.

Yorktest bu rahatsızlıklarda nasıl etki gösterir?

Günümüzde gıda intoleransı ve buna bağlı sağlık sorunları, tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de sıklıkla yaşanmakta ve yaşam kalitesini ciddi biçimde bozan bu olumsuz durum tıbbın her branşını yakından ilgilendirmektedir.
Dünya Sağlık Örgütüne göre dünya nüfusunun yarısında Gıda İntoleransı bulunmaktadır. 1 milyar kişide tanısı konmuş Gıda İntoleransı vardır ve WHO bu rakamın 2015'te 2,5 milyara ulaşacağını öngörmektedir.
Ödem şişkinlik aşırı gaz sorunlarında öncelikle gıda intoleransı testi (York Testi) yaptırarak hareket noktası belirlemek doğru bir karar olacaktır. Belki de genel kabul görmüş olan gaz yapıcı gıdalara hiçbir intoleransınız olmayabilir.
Siz de gaz yapıcı asıl etken çok faydalı olduğunu düşünerek sürekli tükettiğiniz çok masum görünen bir gıda olabilir.
Testin sonucunda göre hareket ederek vücudumuz tarafından sindirilemeyen gıdalardan belirli bir süre kaçınmak ve bu gıdaların yerine muadil gıdalar tüketmek mide bağırsak sorunlarında ve ödemde oldukça yüz güldürücü neticeler alınmasına neden olmaktadır.
Yapısal / organik nedenlere dayanmayan, yapılan tüm tıbbi inceleme ve tetkiklerle sebebi bulunamayan durumlarda sorunun kaynağının vücudumuz tarafından tolere edilemeyen (doğru şekilde sindirilerek parçalanamayan) gıdalarda aranması düşünülmelidir.

Başarı oranı nedir?
İdeal kilosunda olan bireyler bile, zaman zaman tüm vücutlarında (özellikle karın bölgesi, yüz, ayaklar) aniden ortaya çıkan şişkinlikler yaşayabilmektedir. Bu durum hem estetik yönden olumsuzluklar yaratmakta hem de kilolu olmayan bir kişiyi kilolu gibi göstermektedir.
Çoğu vakada kişiler kendilerini tanımlarken, “Göbeğim, hamile bir bayanın karnı gibi oldu”, “şişkinlikten ancak elbiselerimin düğmelerini açarak oturabiliyorum” ve “lastikli kıyafetler giymek zorundayım” gibi cümleleri sık sık kullanmaktadır.
Gıda intoleransı; sindirim sisteminizde kabızlık, aşırı gaz, şişkinlik, mide-bağırsak ağrıları oluşturabileceği gibi, vücudun tüm bölgelerinde aniden ortaya çıkan ödemler yaratabilmektedir.
Hatta bu sağlık sorunlarını yaşayan kişilerin, tüketerek sorunlarından kurtulmaya çalıştıkları gıdalar bile başlı başına sorunun kaynağı olabilmektedir. Örneğin maydanoz tüketerek ödem atmaya çalışan bir kişinin, maydonoza karşı gıda intoleransı mevcutsa, maydonoz tüketimi ödemin ana nedeni olarak sorunun kısır döngü oluşturmasına ve süreklilik göstermesine sebebiyet vermektedir. Bu kişi, maydonoz tüketerek tüm vücudunda kilolu görünmesine neden olabilecek duruma aslında kendisi neden olabilmektedir.
York testi yapılan 5000 hasta üzerindeki bilimsel çalışmada alınan sonuçlar oldukça yüz güldürücüdür. Gaz/şişkinlik semptomlarında % 91,2 oranında, ödem belirtilerinde ise %84,4 oranında belirgin iyileşme oranları kaydedilmiştir.



Tahlillerinizi Biruni Laboratuvarlarında yaptırabilirsiniz.


H
SPONSOR BAĞLANTILAR



Q
TAHLİL MERKEZLERİ
Öne çıkan tahil merkezleri için tıklayın.



B
KONU İLE İLGİLİ YORUMDA BULUN
Hey! Bu konu hakkında yorumda bulunmak veya Tahlil.com'a soru sormak için hemen üye ol veya giriş yap
W
YORUMLAR
11 ay önce
G
ceylan

Smear testi yaptırdım,doktoruma henüz gösteremedim.
mikroskopi : spesmen yeterliliği : yeterli
endoservikal hücre : yok
patolojik tanı :bethasda 2001
- intraepitel lezyon veya malignite açısından negatif
- normal sınırlarda smear
sonucumu yorumlarsanız sevinirim .

dr.cem argun
Smear sonucunuzda sorun yok,normal
7 yıl önce
G
leyla tamkoç
ASO RF midir?ASO RF'ye çevirir mi?Bu konuda endişelerim var iltihaplı romatizma olabilir mi ?Bana yardımcı olabilir misiniz şimdiden teşekkür...
admin
ASO ve RF tamamen farklı testlerdir.ASO ile ilgili bilgiyi aşağıda bulabilirsiniz.
http://tahlil.com/antistreptolizin-o-kantitatif-aso/
RF ise genellikle romatizmal durumlarda yüksek çıkan bir testdir.Aşağıda da RF ile ilgili bilgi bulabilirsiniz.
http://tahlil.com/romatoid-faktor-rf/

H
SPONSOR BAĞLANTILAR



H
SPONSOR BAĞLANTILAR



H
İLGİLİ MAKALELER