First slide
Second slide
Third slide

Grip ve Soğuk Algınlığı

Grip ve Soğuk Algınlığı Arasındaki Fark Nedir ?

Grip ve soğuk algınlığı sıklıkla birbiriyle karışabilmektedir. Nezle olan kişiler bile acaba grip mi oldum şüphesiyle karşılaşmaktadır. Soğuk algınlığına yakalananlar da nezle olanlar da grip oldum diyebilmektedir.
Aslında soğuk algınlığı da de virüslerle geçen bir üst solunum yolu enfeksiyonudur. Fakat soğuk algınlığı ile grip arasında bazı önemli farklar bulunmaktadır.
Daha önce grip aşısı olan birçok kişi aşı oldum ama yine de grip oldum diyebilmektedir.Aslında bu kişilerin çoğu soğuk algınlığı geçirdikleri halde kendilerini grip diye değerlendirebilmektedir.
Grip şüphesiyle doktora gitmeden önce aşağıdaki karşılaştırmayı okumanız size durumunuz hakkında bir fikir verecektir.

Grip ve Soğuk Algınlığı Arasındaki Farklılıklar Nedir?

SOĞUK ALGINLIĞI                             GRİP     
* Ateş  nadirdir.                                 *Ateş 38 derece üstüdür.
* Boğaz ağrısı bazen olur                  *Boğaz ağrısı genellikle olur.
* Baş ağrısı nadir                               *Baş ağrısı sıkça görülür.
* Genel ağrı ve sızı az                        *Genellikle vücut ağrısı vardır.
* Yorgunluk hafif                               *Uzun süreli yorgunluk olur.
* Burun tıkanıklığı genellikle olur     *Burun tıkanıklığı bazen olur.
* Hapşırma genellikle                        * Hapşırma bazen olur
* Öksürük nadirdir                             * Öksürük sık görülür.
* Komplikasyonları hafiftir                * Zatürre ve b ronşite yol açabilir.
* Aşısı yoktur                                     * Aşılama ile önlenebilir. 
                                                                    


Tahlillerinizi Biruni Laboratuvarlarında yaptırabilirsiniz.

H
İLGİLİ İÇERİK

Sedef Hastalığı (Psöriasis)

Bağışıklık sistemi ile ilgili bir hastalık olup ırsi olduğu bilinmektedir.Hava iklimi, yiyecekler, enfeksiyonlar, depresyon ve hastaların psikolojik durumları hastalığı azdırır veya davet eder, ancak sebebi değildir. Sedef hastalığının yaygın görülen bir hastalıktır.Hastalık hastalığa yakalanan hastaların yaşam kalitesini olumsuz olarak etkileyebilmektedir.
Sedef hastalığı sadece bir deri hastalığı olarak değerlendirilmemelidir.Bir takım organları da etkileyebilmektedir. Hastalığın bulunduğu deri bölgesi kızarık hale gelir. Lezyonların bulunduğu bölgeler üzerinde kalın gümüş renkli kabuklanmalar oluşur. Saçlı deri, diz, dirsek ve sırtın alt kısmı sıklıkla tutulan bölgelerdir.Bir kısım sedef vakaları kişinin hastalığının farkında olmayacağı kadar hafif seyirlidir.
Ancak vücudun önemli bir kısmını tutacak şekilde şiddetli seyredebilen sedef vakaları da görülmektedir. Bu çok şiddetli vakalarda bile yararlı tedavi metotları vardır. Sedef hastalığı aynı ailenin birden fazla bireyinde görülebilmesine rağmen bulaşıcı değildir.
Toplumda hastalığın görülme sıklığı yüzde 1 ila 3 arasında değişmektedir. Sedef hastalığını kontrol altına almak mümkün olsa da tamamen yok etmek mümkün kolay değildir.Sedef hastalığına yol açan faktör sürekli devam ediyor ve hayat boyu alevlenme riski bulunuyor.
Sedef hastalığı bazı durumlarda halk arasında yanlış olarak bulaşıcı bilinmektedir.Bunun aksine bulaşıcı değildir.
Tedavisi mümkün olan sedef hastalığı,deriye sürülen krem ve pomad gibi ilaçlar,ağızdan kullanılan ilaçlarda tedavi edilebildiği gibi fototerapi denilen yöntemle de tedavi edilebilmektedir.Fototerapi PUVA tedavisi ve UVB ışınları ile özel merkezlerde yapılmaktadır.


Tahlillerinizi Biruni Laboratuvarlarında yaptırabilirsiniz.


Hipokondriyasis (Hastalık Hastalığı) Nedir ?

Günümüzde sıkça görülen bir sağlık sorunudur.Bu hastalar vücutlarını aşırı bir şekilde dinlerler,iç organlarında bir veya birden çok hastalık olacağı şüphesiyle abartılı ve mantık dışı inanışlarla beyinlerini aşırı derecede meşgul ederler.
Yaptırdıkları tahlilleri kapı kapı doktor gezip sırayla gösterir ve her birinden farklı bilgiler almaya çabalarlar. Cinsiyet farkı olmadan kadın ve erkekte aynı oranda görülen bir problem olup ,doktorlara hastalık nedeniyle başvuran hastaların ortalama % 5’inde görülür. 30’lu yaşlarda görülme sıklığı artar.
Bu hastalarda tıbbi incelemeler ve yapılan geniş çaplı tahlillere rağmen fiziksel bir hastalık bulunamaz.Bu kişiler hastalık bulunamadığı kendilerine hekimce söylendiğinde genellikle bunu kabul etmezler.  Bu hastalar en çok kalp damar , mide ve barsak sistemlerinde hastalık olduğundan şüphe duyarlar. Hipokondriyasis hastaları gerekli gereksiz birçok tahlil yaptırıp zamanlarının önemli bir kısmını doktor karşısında geçirirler.
Psikiatrik tedavi bu hastalar için oldukça değerlidir.Psikoterapi sonrası hipokondriyasis hastalarında olumlu sonuçlar görülmektedir.


Tahlillerinizi Biruni Laboratuvarlarında yaptırabilirsiniz.


H
SPONSOR BAĞLANTILAR



Q
TAHLİL MERKEZLERİ
Öne çıkan tahil merkezleri için tıklayın.



B
KONU İLE İLGİLİ YORUMDA BULUN
Hey! Bu konu hakkında yorumda bulunmak veya Tahlil.com'a soru sormak için hemen üye ol veya giriş yap
W
YORUMLAR

H
SPONSOR BAĞLANTILAR



H
SPONSOR BAĞLANTILAR



H
İLGİLİ MAKALELER