Aids Nedir? Aids Belirtileri, HIV Testi ve Tahlilleri Nedir?
Bu içerik genel bilgilendirme amaçlıdır ve hekim muayenesinin yerini tutmaz. Acil durumlarda 112’yi arayın.
AİDS, HIV Virüsü belirtileri, nasıl bulaştığı ve tanılarında kullanılan test yöntemleri sıkça merak edilmektedir. Tahlil.com olarak bu konuda herkesin anlayacağını umduğumuz bir dille bilgilendirme yazısı hazırladık.
AİDS ve HIV Nedir?
HIV, bağışıklık sistemini zayıflatan bir virüs olup yaş, cins, eğitim, sosyo-ekonomik düzey veya cinsel tercih gözetmeden herkese bulaşabilir.AIDS ise,etkeni HIV virüsü olan bulaşıcı bir hastalıktır.
Eğer HIV cinsel yolla alınmış ve hiç bir ilaç tedavisi uygulanmamışsa 3 ile 8 yıl içinde AIDS tablosu gelişebilir. Kan yoluyla alınan HIV’in yine ilaç kullanılmadığı zaman AIDS’e dönüşme süresi ise 1.5 ile 2 yıldır.
HIV bulaşmasıyla vücudun savunma gücü zayıflar ve birey bazı mikrop ve hastalıklara sağlıklı kişilerden daha duyarlı hale gelir.
Sonuçta birden fazla hastalık ve kanserlerin ortaya çıkması ile AIDS, (Edinsel Immün Yetmezlik Sendromu) tablosu oluşur.
AIDS belirtileri hemen ortaya çıkmaz HIV virüsü vücuda girdikten sonra hastalık belirtilerinin ortaya çıkması için ortalama 2 ile 10 yıl geçmesi gerekir.
Şüpheli ilişki sonrası bir kaç hafta veya ay sonra asla AİDS belirtileri görülmez.Bu konuda okurlarımızı özellikle uyarmak istiyoruz.Bir çok okurumuz ilişkiden hemen sonra yaşadığı bir takım belirtileri AİDS hastalığının belirtisi olarak görmekte ve gereksiz yere paniğe girmektedir.
HIV Virusu Hangi Durumlarda Bulaşır?
Cinsel yolla bulaşma:
HIV/AIDS her türlü cinsel temasla (homoseksüel, heteroseksüel, ağızdan, vajinal veya an*l) bulaşmaktadır.
Bulaşma için virüsü taşıyan kişiyle yapılacak tek bir cinsel temas bile yeterli olmaktadır. HIV ile enfekte kişilerle yapılan cinsel temas sayısı arttıkça bulaşma olasılığı artmaktadır. Birden fazla cinsel eşi olanlar, sık eş değiştirenler, damar içi madde kullanma alışkanlığı olanlar, hemofili, diğer kanama bozukluğu, kronik böbrek hastalığı gibi hastalıkları nedeniyle sık kan verilmek zorunda olan kişilerle yapılan cinsel temasta bulaş riski daha yüksek olmaktadır.
Ağızdan, vajinal veya an*l yolla yapılan cinsel temaslar da risk açısından farklılık göstermektedir.
An*l ilişkide bulaşma riski çok daha fazladır.
Kan ve kan ürünleri ile bulaşma:
Kan ve kan ürünleri, organ ve doku nakli ile, tıraş bıçağı,diş fırçası ve enjektör paylaşımı ile, kesici ve delici aletler yolu ile bulaşır.
Virüsün kanda yoğun miktarda bulunması nedeni ile virüsü taşıyan kişilerden alınan kan ve kan ürünlerinin başka bir kişide kullanılması ile hastalık bulaşabilmektedir.
Günümüzde Kan Bankalarında ileri tahlil yöntemlerinin kullanılması ve kan nakli öncesi titiz incelemeler yapılması ile kan nakli ile bulaşma yolu ağırlığını yitirmiştir.Ancak damar içi madde alışkanlığı olan kişilerin aynı iğne/enjektörü paylaşmaları bulaş riskini önemli derecede artırmaktadır.
Anneden bebeğe bulaşma:
HIV virüsü , gebelik boyunca, doğum sırasında ve emzirme ile anneden bebeğe geçebilmektedir.
HIV Virüsü Hangi Durumlarda Bulaşmaz?
* Günlük yaşamda ve sosyal ilişkilerle bulaşmaz
* El sıkışma,öpüşme, dokunma, sarılma ile bulaşmaz
* Tuvalet, havuz ve banyodan bulaşmaz
* Başkalarının kullandığı eşyaları kullanmakla bulaşmaz
* Sinek, böcek sokması, hayvan ısırması ile bulaşmaz
HIV Pozitiflik Nedir?
Kanında HIV virüsü bulunan kişilere HIV pozitif denir. Bu kişiler seropozitif olup Anti-HIV ELİSA testleri pozitiftir.
AIDS (HIV Enfeksiyonu) Belirtileri Nelerdir?
Bu belirtilerin, şüpheli ilişki sonrası bir kaç hafta yada ay sonra görülmesinin mümkün olmadığını özellikle tekrar tekrar vurguluyoruz.Ancak hastalığa yakalandıktan yıllar sonra ve hastalığın ilerlemesiyle görülmektedir.
Vücut direnci zayıflayan hastada, normalde zararsız olan, hafif geçen ya da ender rastlanan bazı hastalıklar belirir. Ayrıca lenf bezlerinde büyümeler, ağız ve deride tekrarlanan uçuk, pamukçuk, yara ve lekeler, nedeni bilinmeyen uzun süreli ateş, gece terlemeleri, kilo kaybı, ishal, öksürük, tüberküloz, akciğer hastalıkları gibi belirtiler ortaya çıkar.
Kişide bu belirtilerin ancak birkaç tanesinin bir arada bulunması durumunda AIDS düşünülebilir.
Kaposi sarkomu ve bazı lenfomalar da, HIV enfeksiyonunu düşündüren önemli belirtilerdendir.
HIV Enfeksiyonu Tanısında Kullanılan Testler Nelerdir?
Viral kültür yöntemleri:Virüs izolasyonu için duyarlı olmalarına rağmen pahalı, zaman alıcı testlerdir .Sık olarak kullanılmazlar.
ELISA testleri:
İlk ticari ELISA test kitleri 1985 yılında Amerika Birleşik Devletleri (ABD)’ de kan vericilerinde antikor taranması kullanıldı. ELISA testleri AIDS tarama ve tanısında yüksek duyarlılığa sahiptir. Günümüzde dünyada ve ülkemizde tarama ve tanı amaçlı olarak yaygın biçimde kullanılmaktadır.
ELİSA testi pozitif çıkan hastalara % 100 HIV enfeksiyonu tanısı konulmaz ve aşağıda belirtilen Western Blot testi ile doğrulama yapılır.Bu nedenle sadece ELİSA testi pozitif çıkan hastalar hemen panik olmamalı ve doğrulayıcı tahlillerin de çıkmasını beklemelidir.
Antikor tespit eden ELISA testleri:
Günümüzde sık olarak kullanılmaktadırlar. HIV virüsü ile enfekte olmuş hastalarda ortaya çıkan ve virusa (Human Immunodeficiency Virus) karşı oluşan spesifik ANTİ-HIV antikorlarının ELISA tekniği ile gösterilmesidir.
ELISA testlerinde MAKRO ve MİKRO ELISA yöntemleri kullanılmaktadır.
Antijen tespit eden ELISA testleri:
HIV enfeksiyonunun erken tanısında, antijen tespit eden testler, antikor tespit eden testlere göre daha yoğun tercih edilmektedir.
HIV P24 antijeni testi ise bu konuda güvenle kullanılan bir HIV testidir. Bu test antikor tespit eden ELİSA testlerine göre, şüpheli temas sonrası çok daha erken zamanda HIV antijenleri tespit edip erken tanı koymaktadır. Bu testin en önemli üstünlüğü ise daha antikor oluşmasını beklemeden çok daha önce oluşan virusun antijenini tespit edebilmesidir.
WESTERN BLOT Testi:
Bu yöntem AIDS şüphesi olan hasta serumlarında, plazmalarında ve diğer vücut sıvılarında HIV antikorlarını tespit etmek için kullanılır. Western blot testi, pozitif ELISA testini doğrulamak amacıyla özellikle Referans laboratuvarlarda antikorların hangi viral antijenlere karşı yapıldığını göstermek amacıyla uygulanır.
ELISA taraması yapıldıktan sonra ve pozitif olduğu iki kez pozitif sonuç veren serumlar Western blot ile analiz edilmelidir.Her laboratuvar ve hastanede çalışılan bir tahlil değildir.Örneğin Sağlık Bakanlığına bağlı bir kurum olan Ankara Refik Saydam Hıfzıssıha Enstitüsü laboratuvarlarında bu tahlil yapılmaktadır. Buranın vereceği rapor HIV enfeksiyonu tanısında belirleyici olmaktadır.
RADYOİMMÜNOPRESİPİTASYON Yöntemi:
Western blot yönteminden daha detaylı ve zaman alıcı bir testtir. Western blot ile şüpheli bantlar görüldüğünde, HIV-1 HIV-2 ayrımında, pediatrik AIDS vak'alarında referans laboratuvarları tarafından kullanılan bir yöntemdir.
Western blot testinden daha spesifik ve sensitiftir.
İMMÜNFLORESAN Yöntemi:
HIV ile enfekte hücre kültüründen elde edilen hücrelerin bir lam üzerinde fiksasyonu ve üzerine konulan serum ile inkübasyonu sonucu muhtemel antikorların hücre içindeki antijenik yapılara bağlanması ile ilgili reaksiyon izlenerek yapılır.. Pahalı olması ve zaman alması nedeniyle sıkça kullanılmamaktadır.
HIV RNA Testi (VİRAL GENOM AMPLİFİKASYON TESTLERİ:
Pozitif ELISA ve Western blot testlerinin doğrulanmasında, serokonversiyon öncesi HIV enfeksiyonunu göstermede ve HIV ile enfekte bebeklerin erken tanısında faydalıdır.
HIV RIBA Testi:
HIV enfeksiyonu tanısında kullanılan doğrulayıcı testlerden biridir.
Alternatif HIV Testleri:
Bunlar daha çok ticari ve pratik tanı amacıyla olup mutlaka uzman doktorların önerisi dahilinde yapılmalıdır.
*Tükürük testi: Tükürükteki antikorların ELISA ile saptanması, Western blot ile doğrulanması esasına dayanır.
*İdrar testi:
HIV Testlerine Genel Bir Bakış:
Akut HIV enfeksiyonunun ilk haftalarında standart ELISA ve Western blot testleri ile HIV antikorlarının çoğunlukla saptanamaz.Bu nedenle bu dönemde serum HIV p24 antijen seviyesi ölçülebilir.
İlk 24 saat içinde bile yüksek p24 antijenemi seviyeleri tespit edilebilir. HIV enfeksiyonundan kuvvetle şüphelenilen ve p24 antijenemi tespit edilemeyen hastalarda ise HIV RNA polimeraz zincir reaksiyonu (PCR) yapılmalıdır.
Enfeksiyona yakalanma sonrası antikor oluşana kadar geçen süre 2-14 hafta (ortalama 21) gündür. Anti retroviral ilaçlarla profilaksi yapılması ve akut hepatit C enfeksiyonu, antikor oluşmasına kadar geçen süreyi 12 aya kadar uzatabilir.
Virüsün vücuda girişini takiben %95 vak'ada 6-12 hafta içerisinde HIV’a karşı antikorlar gelişmektedir.