Kaygı İle Yaşamak

Yayın Tarihi : 2021/09/21 14:06 • Güncelleme Tarihi : 2022/01/13 17:57 • Yazar: Klinik Psikolog Fatma Özdemir

Kaygıyı tanımlamadan önce korku kavramından bahsetmekte fayda var korku şu anda meydana gelecek olan bir tehlikeye karşı verdiğimiz tepkidir. Aslında korku bizi tehlikelerden koruyan çok temel bir duygudur. İnsanlar ilkel çağlardan beri korku sayesinde hayatta kalabilmeyi başarmışlardır.Bu yazımızda kaygı ile yaşamak konusunda detaylı bilgiler bulabilirsiniz.

Kaygı İle Yaşamak

Kaygıyı tanımlamadan önce korku kavramından bahsetmekte fayda var korku şu anda meydana gelecek olan bir tehlikeye karşı verdiğimiz tepkidir. Yani aslında korku bizi tehlikelerden koruyan çok temel bir duygudur. İnsanlar ilkel çağlardan beri korku sayesinde hayatta kalabilmeyi başarmışlardır.

Kaygı ise kişinin gelecekle ilgili bir tehdit algısı olduğunda ortaya çıkan bir duygudur. İnsan tehlike algıladığında zihni adeta bir tehdit avcısı gibi çalışmaya başlar. Sürekli bir tehdit arar. Aradıkça daha çok tehdit bulur, buldukça da aramaya devam eder. Bir de endişe kavramı var kaygı ortaya çıktıktan sonra devreye giren tehdit sistemi doğal bir sonuç olarak kaygıyı sürekli artırır. Sonra zihin kendini bu kaygıdan korumak için bazı düşünceler üretir.

Kaygıyı azaltmak için yapılan ve kaygı azalıncaya kadar da devam eden bu düşünce üretme sürecine endişe ediyoruz. Aslında endişe kaygının kontrol pimini çekmek için girdiğimiz zihinsel çabadır. Örneğin; hayatında ilk kez direksiyon koltuğuna oturan birini düşünelim; ehliyeti var ama araba sürme konusunda pek pratiği olmayan biri olsun. Arabaya biniyor ve normal hızda giderken her şey onun kontrolündeyken bir anda karşısına bir köpek çıktığını varsayalım o an kişinin göz bebekleri büyür kalbi çarpmaya başlar avuç içleri terler yani bedensel tepkiler de verir yaşadığı bu duygu korkudur. Aynı kişi akşam evinde otururken ertesi gün tekrar arabasına binmek zorunda olduğunu anımsar. Ertesi gün arabası ile yola çıktığında önüne köpek çıkacağına dair yaşadığı duygu kaygıdır.

Kaygı ortaya çıktıktan sonra “ya tekrar önüme köpek çıkarsa, o yolu kullanmayayım, tek başıma yola çıkmazsam sorunu daha rahat çözebilirim, çok yavaş gitmeliyim” gibi kaygısını azaltana kadar ürettiği düşünceler de endişedir.

Kaygıya verdiğimiz davranışsal tepkiler kaygıyı bizim hayatımızda bir sorun haline getirebilir. Aynı olay karşısında herkesin yaşadığı duygu birbirinden farklıdır ve tabii o duyguya ilişkin yaptığımız davranışlar da farklılık gösterebilir. Örneğin; olay bir seminere konuşmacı olarak çağrılmak olsun. Kişinin yaşadığı duygu: kaygı. Düşünceler: rezil olacağım, sesim kısılacak, insanlar bana gülecek konuşmayı sonuna kadar sürdüremeyeceğim. Bu kişi düşüncelerini bir kehanet gibi algılarsa üç şekilde davranış sergileyebilir. Birincisi kaçma davranışı; kişi seminere gider, konuşmayı bir şekilde yapmadan ya da yarıda keserek ortamdan uzaklaşır. İkincisi kaçınma davranışı; kişi bahaneler sunarak hiçbir şekilde seminere gitmez böyle ortamlara girmekten kaçınır. Üçüncüsü ise güvenlik sağlayıcı davranış konuşmayı yapar ama asla kafasını kaldırmaz sadece konuşma metni okuyarak konuşmayı sonlandırır. Kaygıya karşı verdiğimiz bu 3 davranışsal tepki yani kaçma kaçınma ve güvenlik sağlayıcı tepkiler bizim kaygıya ilişkin döngümüzü sağlamlaştırır. Üçünde de kaygımız biraz olsun rahatlar ama bir daha böyle bir olayla karşılaştığımızda kendimizi aynı döngünün içinde buluruz. Kendimize bu noktada sormamız gereken sorular şunlar anlık rahatlama mı istiyorum yoksa kaygı ile birlikte yaşamayı öğrenip bu döngüden kurtulmak mı istiyorum? Eğer döngüden kurtulmayı seçerseniz kaygı ile ilişkiniz daha keyifli bir hal alacaktır.

Kaygılanacağımıza dair bir kaygı yaşamak beklenti kaygısı kavramını ortaya çıkarır. Yani kaygıyı bekler konumda olmak. Bir olay yaşarız ve kaygı hissederiz. Tekrar benzer bir olay yaşadığımızda kaygının geleceğine dair bir beklentiye gireriz. Nitekim beklediğimiz için de kaygı gelir ve yeni bir öğrenme gerçekleşir.

Diyelim ki evde misafir ağırlamak kişide kaygı duygusu oluşturdu ve bu durumda da belli davranışlar sergileyerek döngüsünü sağlamlaştırdı. Beklenti kaygısı henüz misafir ağırlama gibi bir durum ortada yokken kaygıya dair bir beklentiye girmektir. Döngü içinde yeni bir döngüye neden olur ve bu kaygı da kişiyi kaygıyı kontrol etme çabasına yönlendirir. Kaygıyı kontrol etmeye çalışmak aynı denizdeki dalgaları kontrol etme çabasına benzer. Tüm enerjinizi harcasanız da dalgalar orada olmaya devam eder. Bu noktada bir yol ayrımı çıkıyor karşımıza kaygı ile savaşıp yorulmak mı yoksa tıpkı dalgalara kendimizi bırakmak gibi kaygıya karşı kendimizi bırakmak mı? İkincisinde enerjimizi keyif almaya harcarken kaygıyı kontrol çabamız da tüm enerjimizi kontrole harcıyoruz ve savaşı kaybedeceğimizi bilerek bunu yapıyoruz.  O zaman kaygıyı kontrol edemiyoruz fakat ona karşı verdiğimiz tepkiler bizim kontrolümüzde. Yani aslında kontrol kaygıda yönetim bizde.

Bu konuya dair bir sorunuz varsa siz de uzmanlarımıza 7/24 Soru sorabilirsiniz.Soru sormak için tıklayın.



Yorumlar

Yorum
?